Stay Connected

İnternet siteme hoşgeldiniz
Bodrum Bodrum

Bodrum Bodrum

  • mehmet kıray

“ Neler yapmadık şu vatan için !

Kimimiz öldük;

Kimimiz nutuk söyledik. “

       Orhan Veli Kanık

Büyük şair Orhan Veli böyle demiş. Ben de ondan esinlenerek aynı şeyi Bodrum için söylüyorum. Geçen hafta (31Ağustos 2012 ) AŞK başlıklı köşe yazımda Bodrum’dan bahsederken bu dünya güzeli kenti  nadide bir  elmasa benzetmiş ve Bodrum aşkı olsa bu hale getirirmiydik diye hayıflanmıştım. Çok olumlu tepkiler alınca bu gün de yine biraz Bodrum’dan söz edeyim istedim.

Biz; herhalde ulus olarak sevgimizi, duygularımızı çok farklı yaşıyoruz.Hepimiz burayı çok seviyoruz ama bebeğini yatarken yanına alan, bir süre sonra da uyuyakalıp onun üstüne devrilen ve farkında olmadan boğan ,onun ölümüne sebep olup, sonra da arkasından feryat figanlarla yaşam boyunca yasını tutan anne gibi çok seviyoruz.

Hayır dostlar Bodrum’u böyle sevmeyelim.Bu tür sevgi ve duygu sağanağı beşinci sınıf ülke insanlarının davranış tarzıdır. Bodrum’da binlerce yıldan beri yaşayıp,bu son 40-50 yıla kadar gelen insanlar gibi sevelim.

İşin kırılma noktası 1980’lerde; 12 Eylül darbesinden sonra oldu.O yıla kadar Bodrum’da Koruma İmar  Planı vardı. Herkes istediği gibi ve istediği yere, arzu ettiği gibi inşaat yapamazdı. Yüksek Anıtlar Kurulu diye, Ankara’da bir kurul vardı.Bu tür yapılaşmalara ve şehir planlamalarına ancak o kurul karar verirdi.

12 Eylül darbesi her şeyi tuzla buz ettiği gibi; bu kurulu ve bu konuyu da şirazesinden dağıttı.

O yıllarda eğitimci ve yönetici olarak görev yaptığımdan (bir gün sıra gelirse,yeni yetişen, o yılları görmemiş veya hatırlamayanlar için  eğitim konusundaki trajikomik konulara da değineceğim) olayları iyi hatırlıyorum. O tarihten sonra ne koruma kaldı, ne plan kaldı.

Bodrum’a gelen dünyaca ünlü şehir plancıları ,mimarlar, mühendisler, psikologlar, sosyologlar, arkeologlar toplantı yapar, biz de bu toplantılara katılırdık.Hep söylenen ; aman önleminizi alın yarım adayı bir bütün olarak düşünün, bir MASTERPLAN hazırlayın, onun alt planlarını yapın, burayı İspanya’ya ve diğer talan edilmiş Akdeniz  kasabalarına benzetmeyin diye uyarırlardı. Doğayı koruyun, yeni ve modern gelişme yerleri hazırlayın, bu kenti butik olarak koruyun. Bodrum’a yılda bir milyon insan gelmesin, üçyüz bin, beşyüz bin insan gelsin. Ama belli donanım ve kalitedeki insanlar gelsin. O zaman hem şehri korursunuz, hem  daha çok gelir elde edersiniz, hem de daha az yorulursunuz derlerdi.

Ama biz ne yaptık ?
Son 30-40 yılda kurul murul,koruma ve plan da olmadığı için bir tarihte Amerika’da altın madenlerine saldıran bilinçsiz guruhlar  gibi; bu güzelim yeri tükenmez bir  iştiha ve açgözlülükle talan ettik.

Bodrum için kafa yoranları , öneri getirenleri dinlemediğimiz gibi onları da tukaka ettik. “ Yolun önüne ağaç çıkarsa, yol çevrilir” diyen atalarımızın sözlerini de , gelen önerileri de dinlemedik. Bodrumla ilgili bu yazdığım belki onuncu yazıdır.Bundan sonra kurtarılacak bir şey de kalmadığından fazla kafa yormaya da, yazı yazamaya da gerek görmüyorum.

Plansız ve programsız hormonlu gelişme yetmezmiş bir de yarım adayı belediyeler adı altında parçalara böldük.

Alt yapı, üst yapı düşünmedik, bilinçsizce,bilimsel araştırma yapmadan,önerileri de dikkate almadan bu hale getirdik.

Şimdi de kalkmış turizmin iki, üç ay gibi kısa bir süreye sıkıştığından,gelen konukların gelir düzeylerinin düşüklüğünden,plansız,niteliksiz,vasıfsız ve kapasiteye de dikkat etmeden her yeri her şeyle doldurduk.Sonra da günlük her şey dahil 25-30 Euro gibi paralarla insanlara tatil imkanı verdik.Para kazanamadığımız gibi aldığımız bu komik rakamlarla gelenlerin atıklarını bile temizleyemez olduk.

Bodrum için halen kafa yoran bir şeyler yapmak isteyen değerli insanlara; yazarlara,idarecilere,yerel yöneticilere,daha doğrusu Bodrum için bir çivi çakanlara saygı duymakla beraber  bu saatten sonra hepimize geçmiş olsun diyorum.

Ama bir şeyi de söylemeden geçemeyeceğim.Yıllar önce de yazdığım gibi Bodrum’u bu hale getirenlerin ibret ve lanetle anılmaları için , bir heykelini yapıp, onların sonsuza kadar lanetlenmelerini sağlayacağım.Bizden sonra gelen nesiller ve bütün dünya bu lanetlenmiş heykeli görerek ,tepkilerini göstermelerini sağlamak en büyük amacım olacaktır.Bu konu herkese ders olmalı ki; kötülerin de yaptıkları yanlarına kar kalmasın.İyiye örnekleri de göstereceğiz ve takdir edeceğiz. ( İyiye örnek olarak; Yakaköy’deki Dibek Kahvesi Kompleksi ve Torba Zeytinlik mevkiindeki Sedative Boutique Hotel gibi güzel, doğaya duyarlı yatırımların da sahiplerini kutluyorum)  Bu konuda modern ve çağdaş yaşam tarzına iyi bir örnek de iyiye başka bir örnek de Yalıkavak Marina’daki turizm kompleksini sayabilirim.İçerideki restaurantlar, satış üniteleri pahalıymış, şuymuş buymuş,bence hiç önemli değil. Bodrum’da yaşamanın veya tatil yapmanın da bir bedeli vardır ve olmalıdır. Ülkemizde yüzlerce Bodrum yok. Canım Anadolu doğasıyla, iklimiyle bize birçok alternatif sunmuş. Her kesim kendi bütçesine göre   tatil olanağı bulabilir veya orada yaşayabilir. Bu bütün dünyada da böyledir.

Bundan sonra ne yapılabilir ? Bu, esasında ayrı bir veya birkaç  yazı konusu olabilecek kadar geniş bir konu ama kısaca özetlersem; dünyaca ünlü şehir plancılarının,bilim adamlarının, ufku geniş kişilerin toplanıp bir kuyumcu titizliğiyle çalışarak, bu kaba çirkinlikleri belki bazı makyajlarla düzeltme olanağı bulunabilir.Bu konu da benim işim değil zaten.

Sözlerimi Mazhar Fuat Özkan’ın yıllar önce seslendirdiği çok sevdiğim ve hayranı olduğum bir parçayla sonlandırmak isterim.

“ Bir zamanlar aşık olmuştum

Ama şimdi ismi neydi unuttum

Bodrum Bodrum Bodrum Bodrum “

 

                                                                                                              Mehmet KIRAY

Gazete kupürü için tıklayınız..

İlgili Makaleler

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Instagram

×