Stay Connected

İnternet siteme hoşgeldiniz
Cevat ŞAKİR

Cevat ŞAKİR

  • mehmet kıray

Mardin’de çalışırken Mavi Sürgün diye bir kitap okumuş ve çok etkilenmiştim. Günlerce kitabın etkisinde kalmıştım. Halikarnas Balıkçısı diye bir yazarı vardı. O tarihe kadar ismini hiç duymamış ve başka bir eserini de okumamıştım. Bu kitaptan sonra Cevat Şakir ve eserlerine  karşı ilgi ve sevgim gittikçe artmıştı. ( 1966’lı yıllar ) Yıllar sonra Ankara’ya gidip batıda bir liseye naklimi istemiştim. MEB’ndaki yetkilinin bana ilk teklifi; “Yeni kurulan Bodrum Lise’mizin müdürlüğü boş, oraya gider misin?” olmuştu. Bir anda dünyalar benim olmuştu. Olumlu cevabımı ilettim. “O zaman bir dilekçe yaz, Bodrum’u istediğini belirt ve vazgeçmeyeceğini de ekleyerek imzala” demişti. Yetkilinin bu söylediklerine bir anlam verememiştim. Dilekçeyi yazdım. Dediği gibi vazgeçmeyeceğimi belirterek imzaladım ve verdim. İki gün sonra da Bodrum Lisesi Müdürlüğü’ne kararnamem çıkmıştı. Bir müddet sonra göreve başlamak için Bodrum’a geldim. İlk işim ev aramak olmuştu. Aylarca bütçemize uygun bir ev bulamamıştım. Bakanlıktaki yetkilinin benden taahhüt almasının nedenini ancak öğrenmiştim. Çünkü o yıllarda da Bodrum’da bir memurun geçinmesi şimdi de olduğu gibi zordu. Ama bilmeden Cevat Şakir aşkına Bodrum’u istemiş ve gördüğümde de artık başka hiçbir yerde yaşayamayacağıma karar vermiştim. Adeta Bodrum’a tutulmuştum. Eşimin de öğretmen olması sayesinde çift maaşla geçimimizi sağlayabilmiştik.

Neyse konumuz bu değil. Göreve başladıktan birkaç gün sonra okulumuzun Türkçe öğretmeni Ayfer METE odama gelmiş ve elindeki bir mektubu bana göstermişti. Bu mektup Cevat Şakir KABAAĞAÇLI’nın okulumuz öğrencilerinin hazırlamış oldukları sorulara kendi el yazısıyla verdiği yanıtlardı. Büyük bir heyecan ve merakla mektubu bir çırpıda okumuştum. O mektuptan da etkilenerek Lisemizde Halikarnas Balıkçısı’nın köşesinin olmamasını büyük bir eksiklik olarak görmüştüm. Hemen ilgili arkadaşlarla toplanıp okul binasının girişine bir köşe yapmaya karar verdik. O orijinal mektubu da güzel bir çerçeve içine alıp Balıkçı’yla ilgili ne varsa çevreden toplamaya başladık. O ara Bodrum Müzesi’ni gezerken müzenin bahçesinde bir köşeye bırakılmış olarak duran bir büst görmüştüm. ( Şimdi Bodrum Kalesi’nin girişindeki beton büst. Ben müdürlükten ayrıldıktan sonra büst tekrar müzeye iade edilmiş.) Müze müdürüne rica ettim o büstü okula verirse güzel bir köşede sergileyeceğimi belirttim. Müze müdürü aldırtabilirsin demişti. Bu şekilde sağdan soldan topladığımız Balıkçı’yla ilgili belgelerden oluşan güzel bir köşe hazırlamış ve bizim gibi onu sevenlerin beğenisine sunmuştuk. Kısa bir süre sonra İl Milli Eğitim Müdürü’müz okulu ziyarete gelmişti. Köşemizi gösterdik, okulu gezdirdik, odama geçtik. ( İl Milli Eğitim Müdürü Abdulkadir ARIÇ bey geldiğim il olan Mardin’den tanıdığım bir abimizdi. ) Odamda başbaşa otururken “Balıkçı köşen çok güzel olmuş. Onun için hakkında yapılan şikayeti işleme koydurtmayacağım” deyince anlayamamıştım. Konuya açıklık getirmişti. Meğer biz o köşeyi yaptırdığımız için valiliğe şikayet edilmiştik. “Müdür Bodrum Lisesi’ne geldi , ilk icraatı bir kominist için köşe yapmak oldu” diye ispiyonlamışlardı. Şikayet edenlerin de bir kaçının ismini vermişti. Her devirde olduğu gibi o devirde de bazı çağ dışı kalmış kafalar mevcuttu. Biz yaptığımızın doğru olduğunu, bir zaman o kafaların da bizi anlayacaklarını  belirtmiş ve olayın üzerinde fazla durmamıştık.Bu kafadaki insanları eğitip yetiştiremediğimiz için kendimizi kabahatli görmüştük. Mektubun varlığı duyulunca o yıllarda Bodrum’da çıkan Merhaba gazetesinde mektubu yayınlatmıştık.( Rahmetli emniyet baş komiseri Mustafa YEŞİLOVA’nın önsözü ile. ) Bodrum-Milas yolu açılmaya başlamıştı. Yol çalışmaları devam ederken bir gün karayolları şefi yakın dostum Emin ARAT’la beraber çalışmaları izlemek üzere yol inşaatını geziyorduk. İnşaatta büyük büyük kayalar yol kenarında duruyordu. O anda Balıkçı’nın bir vasiyetini hatırlamıştım. “Mezarımın başına bir kaya koyun yeter başka bir şey istemem.” dediğini biliyordum. Hemen şefe döndüm Balıkçı’nın bu vasiyetini ilettim. O da benim gibi Balıkçı’yı sevenlerden birisiydi. Beraber orda gördüğümüz en büyük bir kayayı beğendik Sağolsun Emin bey o koca kayayı kendi olanaklarıyla taşıtarak Balıkçı’nın mezarının başına birkaç işçisi ile beraber koydurttuk. Bu şekilde Balıkçı’nın bir vasiyetini daha yerine getirmiş olduk.( Taşı aldığımız yer halkımızın duvarlı tarla dediği yerdi. O kayayı ben, Emin bey ve birkaç arkadaşımız herhangi bir tören yapmadan koymuştuk. ) Bunları anlatmaktaki amacım ilerde Bodrum’la ilgili tarih düşenlerin ve kitap yazanların bazı gerçekleri doğru olarak bilmeleri ve onlara bir ışık tutmaktır. Balıçı’nın o tarihte öğrencilerimize yazdığı orijinal mektuba ve hikayesine de önümüzdeki hafta devam edeceğiz.

Mehmet KIRAY

Gazete kupürü için tıklayınız..

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Instagram

×