Stay Connected

İnternet siteme hoşgeldiniz
Eğitimimiz

Eğitimimiz

  • mehmet kıray

Bodrum ve sorunlarına önümüzdeki günlerde devam etmek koşuluyla ara veriyorum. ÖSS sınav sonuçlarının açıklanması nedeniyle bugün eğitim sistemimiz üzerinde durmak istiyorum.

Şu anda içinde bulunduğumuz sorunların, halkımızın tepkisiz olmasının ve seçimlerini isabetsiz yapmalarının tek nedeni eğitim sistemimizdeki temel yanlışlıklar değil midir? Hiçbir şeyi sorgulamayan, tamamen ezbere dayalı, üretime dayanmayan, tüketime yönelik, silik kişiler yetiştiren bir sistemden çıka çıka ancak bu tür bireyler çıkar. Biraz gözü açık veya uyanık olanlar da toplumda kendilerine hak etmedikleri yerleri edinip sistemin bozukluğundan istifade ederler. Eğitim meyvelerini 20, 30 yıl sonra verir. Toplumun bugün içinde bulunduğu duruma bakıp her şeyin bugünün eseri olduğunu düşünenler yanılırlar.

20, 30 yıl önce ektiklerimizin bugün meyvelerini topluyoruz. Ne verdik ki ne istiyoruz? Sonradan da kalkıp şikayet ediyoruz. Sistem bu olduğu sürece daha yıllarca da şikayet edeceğiz. 25, 30 yıl önce eğitim sistemimizin bozukluklarını dile getirdiğimizde derdimizi kimseye anlatamamış ve suçlanmıştık. Bu kafalarla ülkemizin bir adım ileri gidemeyeceğini zamanın Milli Eğitim Bakanı Necdet UĞUR’a bir seminerde anlatmıştım. O seminerde; “Eğer bir şeyi yaparsanız bakanlığınızın ilk beş ayında yapabilirsiniz. Aksi takdirde size hiçbir şey yaptırmazlar” dediğimiz için az kalsın sayın bakanın hışmına uğrayacaktık. Ama zaman bizi haklı çıkardı. Çünkü Ankara’dakiler insanın etrafına öyle “bir ağ örerler ki; adeta ipek böceği gibi etrafını sarıp sarmalarlar ve insanı nefes alamaz duruma getirirler. İmza atmaktan, günlük rutin işleri takip etmekten, milletvekillerinin dileklerini yerine getirmekten eğitim için ne yapabilirim sorusunu hatırlarına bile getiremezler. İstesen de masaya elini vuramazsın. Günebakanlar gibi gelene ağam gidene paşam diyenlerden gözünü açamazsın. İnsanı adeta gözleri kapanmış dövüş horozuna çevirirler.

O gün sayın bakana söylediklerimi bugün aynen tekrar ediyorum. Milli Eğitim sistemimizin içinde bulunduğu batağı hiçbir babayiğit kurutamaz. Hiç birinin gücü o çemberi kıramaz. O gün, Sayın UĞUR ‘a şu soruyu yöneltmiştim; Milli Eğitimimizi yönetenlerin, gerek merkez gerek taşrada görevli yetkililerin bir listesini çıkarın, bu kişilerin kaç yıldan beri orda olduklarını ve o makamlara hangi liyakat ve kriterlerle geldiklerini inceleyin. Bu kadrolarla mı sistem değişecek? Bu kadrolarla mı Ata’mızın bahsetmiş olduğu çağdaş ve laik eğitime kavuşacaktık? Bu kadrolarla mı üretken, kişilikli, yetenekli, kendine güvenen gençler yetiştirecektik? Bunda tüm halkımızın, tüm görsel ve yazılı medyamızın da suçu çok büyük. Medyamız, televolelere, paparazzilere, futbola ayırdığı zamanı ve emeğin onda birini eğitim ve sorunlarına ayıramaz mıydı? Halkımız, yeri geldiğinde her şeyden çok sevdiği canımız çocuklarımızın ve geleceğimizin teminatıdır dediğimiz gençlerimizin sorunlarına tarafsız ve objektif olarak eğilebilseydi eğitimimiz bugünkü durumda mı olurdu? Acaba bugün karşı karşıya kaldığımız sorunların hiç biri olur muydu? Pembe dizilere ayırdığımız zamanı kanallarımızda kadınlarımızın ve annelerimizin eğitimine ayırsaydık sonuç daha iyi olmaz mıydı?

ÖSS sonuçlarına göre liseyi bitiren öğrencilerin matematik, fen, türkçe ve sosyal gruptaki başarılarının ancak ilköğretim seviyesinde olduğu görüldü. Sınavı kazananların da ancak onda birinin örgün öğretim kurumlarına girebileceğini düşünürsek işin acıklı ve vahim yönünü rahatlıkla görebiliriz. Ne yapalım eğitim sistemimizi bu duruma düşürenler utansın… Halk arasında bir deyiş vardır; “ Ne doğrarsan aşa, o gelir tasa.”

Mehmet KIRAY

Gazete kupürü için tıklayınız..

 

 

 

 

 

 

 

 

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Instagram

×